Ana Sayfa / Basın Açıklamaları / Eğitim Öğretim Süreci İnsan Hakları İhlali Olmaktan Çıkarılmalıdır!

Eğitim Öğretim Süreci İnsan Hakları İhlali Olmaktan Çıkarılmalıdır!

 

Eğitim Öğretim Süreci İnsan Hakları İhlali Olmaktan Çıkarılmalıdır!

Yeni Eğitim-Öğretim sezonu, senelerdir olduğu gibi milyonlarca öğrenci için çeşitli hak ihlalleri ve ayrımcılıkla birlikte başlamıştır. Birçok okulun bina, boya, bahçe yapım ve tadilatının ilk haftaya yetişememesi, çocukların ders kitaplarının hazır olmaması, öğretmen tayin ve görevlendirmelerinin birçok ilde son güne bırakılması sebebiyle yaşanan aksaklıklar bir yana eğitim müfredatının tektipçi olması ve insan haklarına aykırı konular içermesi sebebiyle eğitim süreci bir sorunlar yumağına dönüşmektedir. Hak İnisiyatifi açısından eğitimin en büyük sorunları; eğitimin ideolojik bir kapsamda verilmesi, ders müfredatlarının insan haklarına uygun hazırlanmaması, Anadilde Eğitim hakkının tanınmaması ve bunların hemen hepsinin az ya da çok kaynağı olan Tevhid-i Tedrisat Kanunu’dur.

UNESCO’nun hazırladığı diller atlasına göre Türkiye’de de maalesef konuşulan 15 dil yok olmak üzere, 3 dil ise çoktan yok olmuştur. Bunda Türkiye’de yıllardır uygulana gelen yasakçı politikaların ve resmi dil olan Türkçe dışında, konuşulan dillerin kamusal alandaki var olma hakkının gasp edilmesi gibi sebepler de etkili olmuştur. Bir dilin yasaklanması ya da yok sayılması o dili konuşan vatandaşların, halkların kimliğini, kişiliğini ve statü taleplerini reddetmek anlamına gelmektedir. Türkiye’de, Türkçe dışında, başta Kürtçe olmak üzere hiçbir dil, herhangi bir yasal statüyle güvence altına alınmış değildir.

Temmuz 2016 da ilan edilen OHAL süresince yayınlanan KHK’lar ile başta Kürtçe olmak üzere pek çok dil ciddi boyutlarda yasaklanma politikaları ile karşı karşıya gelmiştir. Belediyelere Kayyım atandıktan sonra Kürtçe park ve cadde adları değiştirilip Türkçe isimler verilmiştir. Çok dilli eğitim veren başta Zarokistan olmak üzere pek çok kurum kapatılmıştır. Kürt tarihi üzerine en ciddi akademik çalışmaları yapan yayınevlerinin birçok kitabı hakkında toplatılma kararı verilmiştir. OHAL bitmiş olmasına rağmen de yasak halen devam etmektedir. Kürtçe ve lehçelerini öğreten pek çok sivil toplum kuruluşu ve özel kurs kapatılmıştır. Son olarak ise sadece çizgi film yayınlayan Kürtçe çocuk kanalı Zarok TV, önce KHK ile kapatılmış; ardından kamuoyu baskısı karşısında yayın hayatına devam ettirilmiştir. Ancak son zamanlarda geleneksel Kürtçe şarkılar sebebiyle çeşitli bahaneler bulunup kanala cezalar verilmektedir. Var olan bu yasaklama politikalarında Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzalarken çocukların eğitim, ifade özgürlüğü, kendi kültürünü yaşatma ve kendi dilini kullanma haklarını da içeren 17, 29 ve 30. maddelerine koyduğu şerhi hâlâ kaldırmamış olmasının büyük bir payı olduğu unutulmamalıdır. Başta kamu hizmetleri olmak üzere her alanda anadillerin kullanımı önündeki bütün yasaklar, sınırlandırılmalar kaldırılmalı, çözüm süreciyle yapılan kısmi iyileştirmeler anayasal güvence altına alınmalıdır.

Ayrıca bilindiği üzere Öğrenci Andı, tek tipçi ve ırkçı olduğu gerekçesiyle, 2013 yılında bir “demokratikleşme paketi” kapsamında kaldırılmış ve o tarihten bu yana okullarda çocuklara okutulmamaktadır. Tek tipçi ve ırkçı olduğu söylenen bu metnin okul kitaplarında halen bulunması bizce tutarsızlıktır. Kitaplardan çıkarılması gerekmektedir. Çocuklarımız ne Türklüğe ne de başka bir ırka varlıklarını armağan etme andını zorunlu olarak okutulan kitaplarında görmek mecburiyetinde bırakılmamalıdır. Çocuklarımız küçük yaşlardan itibaren bir ideolojinin kalıplarına sıkıştırılan insanlar olmaktan çıkarılmalıdır. Her okulda asılı bulunan Gençliğe Hitabe de yine terk bir ırkı diğerlerinden üstün görmesi sebebiyle tektipçi ve ayrımcıdır, okullardan kaldırılmalıdır. Sonuç olarak; Türkiye’deki tüm etnik ve diğer kimliklerin özgürce var olma, farklı ırkların ve ideolojilerin kendilerine dayatılmadığı özgür bir ortamda eğitim görme hakkı olmalıdır.

HAK İNİSİYATİFİ Diyarbekir Temsilciliği olarak toplumsal taleplerin karşılanması bağlamında atılması gereken en öncelikli adımın “Anadilde Eğitim Hakkı”nın tanınması olduğunu düşünmekteyiz. Ve bölgemizde tüm şiddetiyle devam eden çatışma halinden ve bitirilen “çözüm süreci”nden bağımsız olarak bu hakkın verilmesinin yükümlülük olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz.

Bu konuda son yıllarda geliştirilen seçmeli ders ya da özel okul gibi formüllerin yeterli görülmesi, kabul edilebilir gibi değildir. Bu hakkın sağlanabilmesi ve farklı anadillerde eğitim-öğretim yapılabilmesinin önünün açılması için, başta eğitim-öğretim hizmetlerinde tepeden dayatmacılığa zemin olan Tevhid-i Tedrisat Kanunun kaldırılması ve Anayasanın 42. maddesinde geçen; “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.” şeklindeki hükmün yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.

HAK İNİSİYATİFİ Diyarbekir Temsilciliği olarak anadilde eğitim hakkının tanınmasının ve farklı anadillerdeki eğitimin hayata geçirilebilmesi için Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kaldırılması talebinin ısrarlı takipçisi olacağız.

 

HAK İNİSİYATİFİ – Diyarbakır

 

Şunları da kontrol edebilirsiniz

İçişleri Bakanı Kutuplaştırıcı Söylemlerden Derhal Vazgeçmelidir!

Basına ve kamuoyuna yansıyan haberlere göre; 25 Haziran 2018 günü, Ağrı iline bağlı Doğubayazıt ilçesinin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir