Ana Sayfa / Basın Açıklamaları / Halepçe, Soykırım Olarak Tanınmalıdır!

Halepçe, Soykırım Olarak Tanınmalıdır!

Bildiğimiz üzere 16 Mart 1988 Tarihinde dönemin Irak rejiminin Enfal operasyonun devamında onlarca uçak ve helikopterle Halepçe’de büyük bir katliam gerçekleştirilmiştir. Enfal ve Halepçe katliamları; dönemin Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin yönetimindeki BAAS rejimi tarafından Irak’ı Araplaştırma politikası doğrultusunda, Güney Kürdistan bölgesinde gelişen Kürt muhalefetini bastırmak, o bölgede yerleşik olan Kürtleri toplu katliamlara maruz bırakmak üzere planlanmış sistemli uygulamalardır. Bu yönüyle bakıldığında, bu operasyonlar Kürtlere dönük tabiri caizse bir soykırım faaliyetleridir.

Enfal hareketi süresince 4.500 köy, ya zehirli gaz atılarak veya dozerlerle evler yıkılarak insansızlaştırıldı ve yaklaşık olarak 180.000 insan katledilmiştir. İnsanlık tarihine kara bir leke olarak düşen bu katliamların son halkası olan Halepçe’de, 16 Mart 1988 tarihinde Saddam Hüseyin yönetimindeki BAAS rejimi tarafından gerçekleştirilen kimyasal gaz bombardımanı sonrası çoğunluğunu çocuk ve kadınların oluşturduğu 6.357 kişi zehirlenerek ya da yanarak katledilmiş, 14.765 kişi ağır yaralanmıştır. Toplamda 43.753 kişinin ölümüne, 61.200 kişinin de sakat kalmasına sebep olan bu kimyasal saldırılar bütün dünya devletlerinin gözü önünde cereyan etmiş; BM, NATO, İslam Konferansı Örgütü ve Arap Birliği gibi kuruluşlar bu katliamlara seyirci kalmışlardır.

Birçok akademik araştırma sonucunda Halepçe’de kimyasal saldırıdan kaynaklı engelli doğum oranının Hiroşima ve Nagazaki’den 4-5 kat daha fazla olduğu belirtilmiştir. Bu durum Halepçe’deki barbarlığın hangi boyutlarda olduğunu göstermesi açısından dikkate değerdir.

Elbette Halepçe katliamının tek sorumlusu Saddam Hüseyin değildir. Batılı devletler Irak-İran Savaşı’nda Saddam’ı destekledikleri için bu katliamlara seyirci kalmış, hatta bu katliamlarda kullanılan kimyasal silahlar batılı ülkelerden temin edilmiş ve bölge ülkeleri de hem kimyasal maddelerin sevkiyatına destek olmuş hem de Batılı devletler gibi katliamlar karşısında suskun kalarak zımnen desteklemişlerdir. Bu zemini hazırlayanlar, kimyasal silahlar verenler ve daha sonrasında cinayetleri görmezlikten gelenler de bu zulme ortaktırlar ve en az Saddam Hüseyin kadar suçludurlar.

Ne yazık ki Halepçe katliamı bölgesel bir olay ve insanlık tarihindeki tek örnek değildir. Bu katliam Afrika’da siyahîlere, Amerika’da Kızılderililere ve Avustralya’da Aborjinlere karşı işlenen toplumsal cinayetlerin Kürtleri hedef alan uzantısıdır. Bu bağlamda; Halepçe’de yaşananları en doğru tanımlayacak olan tanım soykırımdır.

Belirtmeliyiz ki değişen diktatörlere, sınır ve şartlara rağmen; kimyasal silahların üretimi, silah pazarları, savaşlar, katliamlar, insanlık suçları devam ediyor. İnsanlık ailesinin yeni Halepçelerin, Hiroşimaların yaşanmaması için güçlü bir ses ortaya koymaları gerekmektedir.

Hak İnisiyatifi olarak; binlerce insanın yaşam hakkının vahşice ihlal edildiği Halepçe katliamının 30. yıldönümünde bir kez daha Halepçe özelinde insanlığa bu acıları yaşatanları kınıyoruz. Bu zulümde en önemli payın katliama seyirci kalan ya da lojistik destek veren devletlerin ve uluslararası kuruluşların olduklarını bir kez daha ifade ediyor, Halepçe kurbanlarına Allah’tan rahmet diliyoruz.

Halepçe’de işlenen bu katliamların bir soykırım olarak tanınması için başta Türkiye Cumhuriyeti Devleti olmak üzere; Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, İslam Konferansı Örgütü, Arap Birliği ve diğer tüm uluslararası kurum ve kuruluşları sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz.

HAK İNİSİYATİFİ – Diyarbekir

Şunları da kontrol edebilirsiniz

Roboskîlilerin Umudu Olamayan AİHM Kendi Sonunu da Kaçınılmaz Kılar!

Geçtiğimiz hafta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye tarihinin en önemli katliamlarından biri olan Roboski …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir